
Bir Ben Meselesi
Ben ile meseleme 1983 yılında baÅŸladıktan sonra anılarımı heybemde biriktirerek ilerlediÄŸim çocukluk dönemim, ailevi nedenlerle farklı ÅŸehirlerde ve farklı okullarda geçerek ÅŸekillendi.
Ortaokul ve lise yıllarımı İstanbul’da tamamladım. İlkokulda içine kapanık ve akademik olarak vasat bir öÄŸrenci olan ben, ortaokula geçiÅŸimle birlikte bambaÅŸka bir yöne evrildim. ÖÄŸretmenlerimin sevdiÄŸi, sınıfın en baÅŸarılı öÄŸrencileri arasındaydım artık. Bir öÄŸretmenin bir çocuÄŸun hayatında neleri dönüÅŸtürebileceÄŸine dair ilk farkındalığım da o yıllarda oluÅŸtu. Her çocuÄŸun kendi ‘ben meselesine’ zarif bir dokunuÅŸ yapan tüm öÄŸretmenlere selam olsun...
Kendisiyle ilgili net bir fikri olmayan pek çok lise öÄŸrencisi gibi ben de üniversite sınavına girdim. Biyoloji bilimine olan ilgim beni Marmara Üniversitesi Biyoloji ÖÄŸretmenliÄŸi bölümüne yönlendirdi ve mezun olduktan sonra bir süre lise kademesinde öÄŸretmen olarak çalıştım. Bu süreçte gençlerin kariyer yolculuklarındaki bireysel farklıları ve kendilerine dair arayışları belki de kayboluÅŸları beni Kariyer Psikolojik Danışmanlığı alanında Yüksek Lisans yapmaya yönlendirdi. Bu eÄŸitim, insanın yaÅŸam yolcuÄŸundaki psikolojik örüntülere daha geniÅŸ bir pencereden bakabilmem için bir kapı daha araladı.
​
Bir lisans ve bir yüksek lisans eÄŸitimini tamamlamış, öÄŸretmenlik yaparken bir yandan da evlilik ve annelik rollerini de taşıdığım dönemde ''ben olmak'' üzerine yoÄŸunlaÅŸan iç sorularla karşılaÅŸmaya baÅŸladım. İnsana dair anlam ve amaç kavramlarını zihnimde bir türlü yerleÅŸtiremediÄŸim bu süreçte, kendim için yeni bir yol açmak istedim ve tekrar üniversite sınavına girerek psikoloji eÄŸitimi almaya karar verdim. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Psikoloji bölümünü burslu okuyarak bölüm birincisi olarak tamamladım. Ardından aynı üniversitede Klinik Psikoloji Yüksek Lisansı'na baÅŸladım ve ‘Erken Dönem Uyumsuz Åžema Alanları ve Stresle BaÅŸa Çıkma Tarzları' üzerine tez çalışmamı tamamladım.
ÖÄŸrencilik dönemimden itibaren katıldığım, insana dair farklı yaklaşımları ele alan eÄŸitimler; varoluÅŸa, anlama ve insanı bütüncül biçimde görebilmeye yönelik attığım her adımı daha anlamlı kıldı.
İnsanı anlama niyetiyle çıktığım yolda öncelikle bulmak istediÄŸimin kendim olduÄŸunu fark ettiÄŸimde yol daha da renklenmeye baÅŸladı. Bazen çocuksu bir pembe, bazen tertemiz bir beyaz, bazen derin bir siyah, ve bazen de dengeli bir gri...
Sahip olduÄŸum tüm renklerimle cesurca her an yeniden karşılaşıyor olmak ve onları sarıp sarmalamak yolun hedefi haline geldi.
Zamanla anladım ki, her ÅŸeyin baÅŸlangıç sebebi bir ''ben meselesi'' idi.
​
‘Hakikat aramakla bulunmaz; fakat bulanlar hep arayanlardır.’
Bâyezid-i Bistâmî
Psikoterapi
Psikoterapi: Bir Yolculuk, Bir KeÅŸif
GeçmiÅŸten getirdikleri ile ÅŸimdiyi yaÅŸarken geleceÄŸe dair de birçok duyguyu içinde barındıran, karmaşık ve çok katmanlı bir varlık olan insanı; neyle karşılaşırsa karşılaÅŸsın, kim ve ne olduÄŸuna her zaman karar verebilecek potansiyelde ele alır varoluÅŸçu bakış. Ancak yaÅŸama yönelik oluÅŸan "anlam boÅŸluÄŸu" veya "varoluÅŸsal hayal kırıklığı" kiÅŸinin sürecinde tıkanıklığa neden olabilir. Psikanalitik perspektiften bakıldığında ise geçmiÅŸ dönem yaÅŸantıları, iliÅŸkilerdeki çatışmalar ve bilinç dışında bastırılmış arzuları anlamlandırma sürecinin bireyin yaÅŸamındaki tıkanma nedeni olarak yorumlandığı görülür.
Farklı ekoller, bireyin yaÅŸadığı süreçleri farklı kavramlarla ele alsa da psikoterapideki amaç, danışanın kendi temposunda ilerleyerek, yönlendirici bir rol üstlenmeden, düÅŸüncelerine ve duygularına eÅŸlik etmektir Bu yolculuk, danışanın ihtiyaçlarına ve içsel sürecine baÄŸlı olarak kendi ritminde ilerler. Kimi hızlı adımlarla ilerlemek ister, kimi sık soluklanıp manzarayı izlemek, kimi ise bir süre aynı yerde kalmayı tercih eder. Bazıları hangi yöne gitmek istediÄŸini hemen fark ederken, bazıları için bu keÅŸif daha uzun sürer. İnsan, düz bir rota üzerinde hareket eden, kesin sınırlarla belirlenmiÅŸ bir yolcu deÄŸildir; herkes kendi akışında ve kendi yol haritasını çizer.
