top of page
Kitap Sayfaları

Meselelerin hiçbirinin asıl mesele olmadığını görebilmektir belki de tüm mesele...


Mesele: Acı
 

Bazen tüm kapılar kapanır.

Nefes aldırmayan bir acı gelir, yerleşir.

Hiçbir anahtar uymaz kilide.

Bilinen yollar, alışılan çözümler, eskiye dair her ÅŸey geçerliliÄŸini yitirir. İşte acı, tam da bu noktada yalnızca yaÅŸanan bir duygu olmaktan çıkar; insanın kendisiyle, kaybıyla ve varoluÅŸuyla karşılaÅŸtığı bir eÅŸiÄŸe dönüÅŸür.

​

Acı, yalnızca bir yaralanma değildir.

İnsanın iç dünyasında neyin eksildiÄŸiyle, neyin artık geri gelmeyeceÄŸiyle yüzleÅŸme biçimidir.

Bastırıldığında, içsel yaÅŸamda sessiz ama yıpratıcı bir gerilim olarak sürer; inkâr edildiÄŸinde ise benliÄŸin üzerine çöken, zamanı ve hareketi askıya alan ağır bir gölgeye dönüÅŸür.

Klinik deneyim ÅŸunu gösterir: tanınmayan ve dile gelmeyen acı zamanla kimliÄŸe yerleÅŸir.

KiÅŸiyi “ben böyleyim” diyen donmuÅŸ bir kendilik anlatısına hapseder.

​

Oysa acı, ifade edildiÄŸinde dönüÅŸür.

Söze, yazıya, yasın sessizliÄŸine ya da anlam arayışına yerleÅŸtiÄŸinde artık yalnızca katlanılması gereken bir yük deÄŸildir. Tanınan acı hareket yaratır; insanın kendi içine gömülmekten çıkmasına, zamanla ve hayatla yeniden iliÅŸki kurmasına imkân verir.

​

Belki de mesele acıyı ortadan kaldırmak deÄŸil, onunla yaÅŸanabilir bir iliÅŸki kurabilmektir. Çünkü ancak o zaman acı, insanı geri çeken bir ağırlık olmaktan çıkar ve varoluÅŸun daha derin, daha sahici bir temas noktasına dönüÅŸür.

​

24.12.2025

IMG_5445.jpg

© 2035 by Norah Horowitz, Ph.D. Powered and secured by Wix

bottom of page